Geçmişimizin en güzel hatılarıdır oyunlarımız bakalım ne kadarını anımsıyoruz..
Güncellendi..
BEŞ TAŞ OYUNU. BEŞ ADET MİSKET BÜYÜKLÜĞÜNDE TAŞLA İKİ KİŞİ İLE OYNANIRDI Kura ile oyuna başlayan belirlendikten sonra eldeki beş taş yere serilir sıra taşları tek tek almaya gelir. Bir taş havaya atılır düşerken yerden bir taş alınır ve havadaki taş da düşmeden tutulur. Bu bölüme birler denir. Taşlar alınırken alınacak taştan başkası sallanmaması grek sallanırsa veya taşa değilirse oyun bozulur. Tekrar beş taş yere serilir. Bu kez taşlar iki iki alınacak kural aynı. .İkiler de bitince üçlere sıra gelir. Taşlar serpilir. Önce üçü sonra biri alınır. Dörtlere sıra gelmiştir. Taşlar tekrar serpilir. Bu kez dört taş alınır Beş taş avuç içinde havaya atılarak elin arkasına kondurmaya sıra gelir.Oyuncu kendi becerisine göre beş taşı havalandırdıktan sonra elinin tersini çevirip üstüne kondurmaya çalışır. Beşini de tutarsa kazanır. Oyun yeniden başlar. Taşlardan sadece ikisi kalırsa onları havaya atıp düşerken avuç içi yere bakacak şekilde tutarsan birinci sayıyı almış olur yeniden oyuna başlarsın. İstersen havaya attığın iki taşı veya fazla kalan taş varsa onları havaya attığında avuç içi yukarı bakacak şekilde tutarsan sıra köprüye gelir.bu kez baş parmağı ve diğer iki parmakla (Birincisi ikinci parmağın üstünde) köprü oluşturur. Beş tane taşı köprü altından geçirecek taşlar serpil tikten sonra birbirine değmeden köprü arlından geçirileceği ve bir tanesi tek seferde geçirileceği için seçimini yapar. Seçtiği taşı en sonunda ve tek sefer dokunarak geçirecektir. Diğerlerini birkaç seferde geçirebilir. Taşları geçirirken birbirlerine değdiği an oyuncu kaybeder. Diğer oyuncu başlar. Taşların köprü altından geçirilmesi de şöyle : yerdeki beş taşın birini alır havaya atar havadayken yerden taş geçirmeye başlar. Havadaki taşı düşerken tutması gerek. Tutamazsa da yanar. Tüm bu basamakları başarıyla bitiren bir sayı alır. Ve yeni oyuna başlar.
Kamçı Oyunu :
Bu oyuna yüzük kimde de derler. Oyuncular karşılıklı olarak iki gurup olur ve diz üstü oturur. Genel olarak havludan kamçı yapılır. Havlunun bir ucu düğümlenir. Kura ile oyuna başlayacak belirlenir. Oyuna başlayan gurup aralarında birinin eline yüzük saklar. Eller yumruk halinde dizler üstüne konur. Karşı taraf yüzüğü bulmaya çalışır. Yumruklardan istediğine çık diye vurur vurduğu elde yüzük yoksa diğerlerine geçer bu işlem gurupça biri tarafından yaptırılacağı gibi, her birey tarafından ayrı ayrı da yaptırlabilir. İlk başta yüzüğün hangi elde olduğunu tahmin ederse ver diye o eli tutar. Yüzüğü bulursa kamçıyı alıp yüzük saklama hakkını kazanırlar. Bulamazsa karşı taraftan bir kişi gurubun her bireyine birer kamçı vurur. Veya her oyuncu karşı oyuncuya bir kamçı vurur. Bazen bu oyunda hile ile iki yüzük saklandığı da olurdu. Arama anında son iki el kaldığında birine ver dediğinde hemen diğer elini açıp bak burada diyerek hilesini kapatmaya çalışır.Bulursa kamçıyı ve yüzüğü devralır. Bulamazsa avuçlarını açar kazanan gurup onlara kamçıyla vurur.Oyun böyle devam eder. Önceleri hafif vuranlar kızdıkça hızlı vurmaya başlarlar. Ellerin önce kızardığını sonra da avuç içlerinin şiştiğini görmek mümkündür.
SUDAÇ BU OYUNU BİLMİYORUM AMMA ANLATILAN ŞEKLİNDEN ANLIYORUM Kİ BİZİM ÇİZİK TAŞI OYUNU OLSA GEREK
ÇİZİK TAŞI . Daha çok kızların oynadığı oyundu. Erkeklerde oynardı. Duz alana kiremit kırığı ile veya bir taş, bir çubukla kocaman bir dikdörtgen çizilir ve bu 5 eşit bölüme ayrılırdı. Kare veya dikdörtgen fark etmez. Bunlar oyuncunun evleriydi. Elinde düzgün bir taş veya kiremit kırığı alarak son (5. Eve) evine atar. Yerine düşmez veya çizgiler üstüne değerse oyuncu yanar. Kurallı atmışsa tek ayakla çizgilere basmadan evine girer Evine girince iki ayağını yere kor. Evindeki taşı birden veya tek tek evlerden geçirerek başlama noktasına gelmesi gerek. Bu esnada taş çizgiye değmiyecek şekilde durması gerek. Çizgiye çok yakın duran taşaı çıkarırken ayağıda çizgiye hiç değmemesi gerek. Ayak veya taş çizgiye değdiğinde oyuncu yanar. Hatasız bitirmişse bu kez dörtücü eve atar ve aynı işlem devam eder. Sırasıyle beş ev kazanılınca bu kez sırtımız evlere dönük taşı aynı şekilde sırasıyle 5-4-3-2-1 e atıp dışarıya çıkarmaya muvaffak olan oyuncu bir sayı kazanır. Yandığı yerden itibaren aynı işlemler için karşı taraf oyuna başlar. Bu oyun merdiven basamaklarında da oynanırdı.
DALYA : Tompala ) 7-9-11 ADET KİREMİT KIRIĞI YAKLAŞI 5X5 Veya az daha büyük taş üst üste dizilir. Bezden yün yumağından yapılan topla oyuna başlayan gurup bu taş yığınına atıp yıkmaya çalışır. Oynayan gurup sırayla atar. Hiç biri yıkamazsa oyun karşı tarafa geçer. Yıkarsa evi yıkılan gurup topu alır karşı oyuncuları vurmak için atar. Vurulan oyun dışı kalır. Top atıldığında onu alıncaya kadar yıkılan taşlar yerine dizilmeye çalışılır. Bazen dizmeye çalışan oyuncuyu vurmak için atılan top dizili taşlara isabet ederek onları yeniden yıkar. Taşlar dizilene kadar vurulmadık oyuncu kalırsa top atan galip gelmiş olur.
ÇUPİ OYUNU Bu oyunu tam hatırlayamadım. Bunu Eyüp Güveli onlar çok oynardı. Onlardan yararlanabilirsin.
ZİĞOYİR. Bır ağaç yere çakılırdı. Ucu testere ile bir miktar kesilip inceltilirdi Yani 20 cm. çapındaki ağacın tepe kısmı 10-15 cm. uzunluğunda ve 10-cm.çapında olacak şekle sokulurdu. Sağlam bir çam fidanı o mafsala girecek şekilde delinir ve tepesine geçirilirdi. Diğer ucuna karnımızı getirecek şekilde yatarak dönmeye başlardık. Dönme esnasında ağaç sürtünmesinden çıkan sesten dolayı oyunun adına ziğoyir denirdi. Ağaçların aşınmasını önlemek için tere yağı veya kaymak sürülürdü.
ARABA BİNME En zevkli oyunlarımızdan biri araba binmekti Herşeyi tahtadan oluşan dört tekerlekli arabalarımızı sırtımıza alıp 200-300m. Yukarılardaki tepelere çıkar oradan arabamıza binip aşağı doğru kendimizi salıverirdik. Aynı zamanda yarışma da olurdu. Arabalarımıza yine tahta ve lastik parçalarından fren tertibatı koyar, tehlikeli anlarda fren yapardık. Ninelerimizin veya dedelerimizin -Uşağum. Git hau yukarıdaki sığırımuzi al gel. Dediklerinde 30-40 m. Yukarıdaki ineği gidip almaya üşenir amma sırtımızda en hafifi 5 kg. gelen arabalarımızı alarak, 3-5 yüz m.lik tepeye çıkmaya üşenmezdik.
ÇALİKA OYUNU:
Yayla çimenlerinin nisbeten düz yerlerinde oynadığımız bu
oyuna ,hafızam beni yanıltmıyorsa madika da diyorduk.Diğer yörelerde bu
oyuna çelik çomak adı verilir.Yaklaşık 3cm kalınlığında,90-100cm
uzunluğunda bir çomak ile aynı kalınlıkta ve 20cm uzunluğunda bir sopa
parçası (çelik) ile oynanır.Bu kısa parçanın iki ucu 45 derecelik açı ile
yontulur.çalika yere konulduğunda 45 derecelik açıların meydana getirdiği
boşluk sopa ile çalıkanın ucuna vurulduğunda onun havalanmasını
sağlıyordu.Çalıka havada iken sopa ile ona hızlı bir şekilde vurulurdu.Amaç
çalıkanın mümkün olduğunca uzağa fırlatılmasıdır.Bu işlem 3 kere
tekrarlanır.Başlangıç noktası ile çalıkanın gittiği yer adımlanırdı.Sonra
diğer oyuncu vuruşlarını yapar.O oyuncununda çalıkayı attığı mesafe
adımlanır,çalıkayı en uzağa atan oyunu kazanmış olurdu.Diğer yörelerde
örneğin Zonguldak'ta çelikin uçları hiç yontulmazdı.Sopa(çomak)çelikin
altına sokulup havaya kaldırılır ve çelik havada iken ona vurulurdu.
KOPÇA OYUNU :
Güney Mahallesinden 1960 yılında 8 yaşıda iken
ayrıldım,bizden sonra bu oyun ne kadar süre oynandı bilmiyorum.Merzando
Camisinin yanında,Kesimlerin evinin üstünde iki yol üstünde(çatma) duvarla
yüz büyük bir taş vardı.Çeşitli büyüklükteki kopçaları(düğme) duvardaki bu
taşa vurup ileri doğru sıçratıyorduk.İkinci oyuncu da aynı şekilde
kopçasını taşa vurup ileri sıçratıyordu.Kopçayı en ileri sıçratan diğerinin
kopçasını alıyordu.Bu kopçalar mintan kopçası gibi küçük olabileceği
gibi,palto kopçası gibi büyük de olabiliyordu.Kopçalar büyüdükçe değerleri
de artıyordu.Ceket kopçası ve pantolon kopçaları orta büyüklükteki
kopçalardı.Birde asker paltolarından kestiğimiz metal kopçalar vardı
ki,bunlar hepsinden daha değerli idi.Kopçalar yarıştırılırken aynı değerde
olan kopçalar kendi aralarında yarıştırılırdı
Görüntüleme sayısı: 542
Yorumlar (6)
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.